Karizma Haber

Cezaevi Eskişehir MAHBES’DEN MEKTUP*

Cezaevi Eskişehir MAHBES’DEN MEKTUP*
Efendi Barutçu
Efendi Barutçu( ebarutcu@gmail.com )
357
28 Ocak 2019 - 19:09

29 Ocak 1978
Cezaevi Eskişehir
MAHBES’DEN MEKTUP*
Değerli Kardeşim!..Ülküdaşım, Gardaşım
Yüce Allah’ın selamı, rahmeti peygamberimiz Efendimizin şefaati sizin ve
bütün inananların üzerine olsun.
Mektubunuzu, selamlarınızıKıymetli mektubunuzu, sağlık haberlerinizi aldım.
Teşekkürler ederim.
Yüce peygamberimizin İlahi emir ile Medine’ye hicretinin 1403. Yıldönümünde
Hicri Yeni Yılınızı tebrik ederim.
İslam’ın ilk devlet oluşunun, Ensar ile Muhacir arasında bütün insanlığa örnek
kardeşlik duygularının tesis edilişinin, İslam’ın yeni ufuklara kanatlanışının 1403.
Yıldönümünde insanlığın daha çok muhtaç olduğu sevgi, iman ve kardeşlik
duygularının Yüce Allah’ın sonsuz rahmeti ile birlikte sağanak sağanak yağmasını,
susamış gönülleri serinletmesini dilerim.
Gelecek senelerin , tarihle yaşıt milletimizin İslam ile şereflendiği kutlu günden
bu yana ayrı bir mana taşıyan milli, İslami ve insani hamlelerinde yeni müjdelere
vesile olmasını dilerim.
Bir günah çağında imanın en büyük kudret olduğunun inancı ile hayatın
güçlüklerini göğüsleyen ve insan , dualarınızı, hayırlı dualarınıza muhatap olmanın
idraki ile her gün yeniden doğarcasına zihni ve bedeni yorgunlukları unutup sevgi ve
iman meşalesini aziz vatanın dört bucağına sabır ve azimle taşıyanlara selam
olsun!bahtiyarlığı içinde sevinçle aldık.
Türklüğü bir aşk derecesinde sevmeyi vazife bilerek, vatan çocuklarına Türk ve
Müslüman olmanın şerefini ve mesuliyetlerini öğreten ve gönülleri nakış nakış işleyen
Milli Eğitim ordusunun çilekeş mensuplarına muvaffakiyetler dileriz.
Allah’ın izni ile, bir derviş sabrı ile çalışan ve devletin bekası, milletin refah ve
saadeti, Türklüğün madde ve manada yükselişi gibi ulvi gayelerin gerçekleşmesine
hizmet edenlerden Rabbim yardımını esirgemeyecektir.
Çağımızın Alperenlerinin cehalete, yoksulluğa, çağın zulümlerine karşı
mücadelesi Hak ve hakikatin tecellisi, bütün kötülüklerin yerini sevgi ve iman
çiçeklerinin alması ile neticelenecektir.

2

Çekilen çilelerin, acıların, dua ve niyazların hiçbiri boşa değildir kardeşim.
Bir gönül dolusu selamlarımla, hasretle gözlerinizden öper, sağlıklar saadetler,
muvaffakiyetler dilerim.
Allah’a emanet olunuz.
Allah bizimle olsun.
Not 1:
Kardeşimin adresi ise: Ali Haydar BARUTÇU Zahire Pazarı Nu:122 Tlf
ev:104 Aşın/KAHRAMAN MARAŞ
Not 2:
Çevremizdeki cümle gönül kardeşlerimize, sonsuz selam, hürmet, muhabbet…
Sağ olasın

Gardaşım Allah (C.C) razı olsun.
Mektubunuzun geldiği günlerde bizde bu mahkemeye gitme hazırlığı
içindeydik. Mahkememizle ilgili son gelişmeleri de öğrenmek istediğimizi düşünerek
cevabını yazmayı bugünlere bıraktık.
20 Ocak’ta duruşmaya gittik. Mahkeme bazı şahitlerin dinlenebilmesi için 10
Mart 1978 tarihine atıldı.
Geçte olsa neticede adaletin tecelli edeceği inancındayız.
Hakkımızda hayırlısı Allah (C.C) imanımızdan ayırmasın ve bizleri
şehitlerimize karşı mahcup etmesin. Âmin.
Bu arada Andırın Ülkü Ocakları başkanlığına getirildiğinide büyük bir
memnuniyetle öğrendik. Görevinizi tebrik eder yüce tanrıdan üstün başarılar dileriz.
Öğrencilik Hayatınızdaki imanlı, fedakâr, yiğit mücadelenize meslek hayatınıza
atıldıktan sonrada daha hızlı, azimli ve kararlı olarak devam edeceğinize gönülden
inanıyoruz.
Ülkücü öğretmen olarak bir yandan ellerinize emanet edilen genç nesillerimizi
ecdadımıza layık bir mücadelenin gereklerine göre yetiştirirken, öbür yandan da
ülkücü yöneticiler olarak görevinizin sadece bununla bitmediğini, kitleleri iyiye,
doğruya, güzele götürme yarışında ümitsiz gönüllere gönül ışığı, karanlık gönüllere
aydınlık taşıyarak sadece okullardaki öğrencilerin değil çevrenizdeki tüm
insanlarımızın öğreticisi, eğiticisi ve yol göstericisi durumunda olduğunuzun idraki
içinde bulunduğunuzdan da eminim.

3

Devletimizin bekası ve milletimizin varlığının devamı her şeyden önce aydın ve
halk arasındaki uçurumun ortadan kaldırılıp aydın-halk kaynaşmasının, sevgi, iman,
saygı bütünleşmesinin sağlanmasıyla mümkün olacağını gözlerden uzak tutmamalıyız.
Çilekeş milletimizin her türlü acılarının son bulması, millet olarak her türlü
yabancı emperyalist emelleri anında kırabilmemiz, yoksulluk ve geri kalmışlıktan
kurtulabilmemiz her şeyden önce ülkücüler olarak kendimizi milletimize kabul
ettirebilmemize, onun desteğini alıp onun itimadını kazanıp topyekûn millet olarak
kalkınma seferberliğine girebilmemize bağlıdır.
Bugün millet olarak içinde bulunduğumuz siyasi, iktisadi, kültürel, manevi
buhranların temelinde taa Tanzimat’tan bugüne kadar devam eden aydının
yabancılaşması ve halkla arasındaki kopuklukların olması yatar.
Milli tarih kökünden uzaklaşan aydınlarımız Türk milletinin bütün meselelerini
daima batılı gözle değerlendirmeye tabi tutmuş ve çare olarakta daima şeklî, kolay,
ucuz taklit reçeteleri sunmuştur. Bu yabancılaşmaya iltifat etmeyen milletimizi de hor
görüp hiçbir zaman meselelerin derinine inmek zaruretini duymamıştır.
Dünün bazı Tanzimatçısı, dünün bazı meşrutiyetçisi, dünün bazı batıcısı neyse
bugünün Amerikancısı, bugünün Rusçusu, Çinciside odur.
Aşağılık, ihtiraslı, bencil, ükelâ, işbirlikçi, metotları değişikte olsa hedefleri hep
aynı. Süfli gayelerine ulaşabilmek için Türkü, İslam’ı yok etmek, sindirmek ve
böylece efendilerine yaranmak…
Aziz Ülküdaşım,
Önemli günler yaşamaktayız … (karalanmış) yıllardan beri süregelen tüm
yabancılaşma, uşaklaşma hareketine Dur! Deyip, Türklüğü milli şahsiyetine
kavuşturmanın çetin kavgasını veren ve bu kavgada önemli gelişmeler kaydeden
ülkücü hareketin kesin zafere doğru hızla yol alması bütün yerli yabancı çıkar
gruplarını emperyalist güçleri, yerli hainleri, bölücü mezhepçileri, harekete
geçirmiştir. Karşısına yeni haçlı-moskof-mason ittifakları çıkarmakta, düşman bütün
acımasızlığı, kahpeliği ve hileleriyle bizi engellemeye çalışmaktadır.
Boşa geçirilecek bir anımız dahi yoktur. Şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy,
fert fert tüm Anadolu’ya Türk Milliyetçiliği hareketini duyurmalı insanlarımızı büyük
Cihat’a davet etmeliyiz.
Vatan toprakları üzerine çöreklenmek istenen kızıl yılanı, onun davetçilerini,
yandaşlarını bir bir milletimizin gözleri önünde teşhir etmeli, kurtuluş inancını,
mücadele azmini bütün gönüllerde tutuşturmalıyız.

4

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki Türk Milliyetçiliği hareketinin kitleler
üzerinde gelip geçici bir heyecan dalgası olmaması, şuurlu aksiyoner bir hareket
olduğu gerçeğini zihinlere yerleştirilmesi gerekir. Mesele artık his planından şuur
planına geçmelidir. Aynı zamanda kemiyet planından keyfiyet planına geçmelidir.
Teşkilat yöneticileri olarak yapacağınız en hayırlı çalışma sürekli eğitici seminerler ve
konferanslar düzenlemek suretiyle dâvâyı her şeyiyle hem üyelerinize hem de geniş
vatandaş kitlelerine duyurma çalışmalarıdır.
En güçlü silahın fikir, en güçlü fikrin Türk Milliyetçiliği fikri olduğu kitlelerin
kafasında yer etmelidir.
Ayrıca kitlelerin heyecanını da daima diri tutmak için zaman zaman tertiplenen
geceler, anma toplantıları da her bakımdan faydalı olur kanaatindeyim. Böylesine
faaliyetler hem teşkilatınıza maddi imkanlar sağlar hem de ülküdaşlarımızın bir araya
gelmeleri sebebiyle kendilerine güven duyguları artmış olur. Nihayet fikrimizin
propagandası niteliğini de taşır. Teşkilatınızın tüm mensuplarının derinliğine eğitimle
fikren kendilerini yetiştirmeleri, genişliğine eğitimle de davayı çevreye yaymaları
alışkanlığını mutlaka kazanmalı ve arkadaşlarımızı bu hususta daima teşvik
etmelisiniz.
“Gidemediğin yer senin değildir. “ İlkesini hatırdan çıkarmamak lazımdır.
Çevre köylerle daima irtibat kurmalı her köyden hiç olmazsa ilk anda bir temsilci
bulup onun vasıtasıyla davamızın oraya da girmesi temin edilmelidir.
Çevre teşkilatlarla daima temas halinde olup ortak geceler, geziler, ziyaretler
vasıtasıyla çevredeki bütün ülküdaşlarımızın birbirleriyle yakın ve samimi ilişkiler
kurmaları ve birliğin, beraberliğin sevgi ve samimiyetin gelişmesine gayret
edilmelidir.
Çevre teşkilatlarla ve bilhassa ildeki teşkilatınızla sıkı ve sürekli temaslar
kurmak, çalışmalarda faaliyetlerde ortak hareket etme ve karar birliğini temin
bakımından çok önemli hususlardır.
Devlet okullarının, aslında öğrencilere çağdaş bilgi ve tekniği öğretmenin yanı
sıra milli kültürü de öğretmenin, nesiller arası kültür ve inanç bağlarını
sağlamlaştırmanın, milli kültür mirasını yeni nesillere aktarmanın, milli tarih şuurunun
milletin inançlarını şuurlu olarak öğretmenin yapıldığı müesseselerin olması gerekir
ama maalesef günümüzdeki gayri millî eğitim sisteminin buna imkân ve cevap
veremediği acı bir gerçektir.
İşte Ülkü Ocakları burada da bu milli görevi yüklenmiş ecdadımıza layık
özlenen nesilleri yetiştirmede milli insan tipini yetiştirmede önemli bir görev
yüklenmiştir.

5

Bu sebepledir ki biz Ülkü Ocaklarımıza birer milli okul gözüyle bakmaktayız.
Yönettiğiniz ocaklarımız bu milli, tarihi, insani ve İslami görevini en iyi şekilde ifa
etmelidir. Edeceğine de gönülden inanıyoruz.
Ülkü Ocaklarımız genç yaşlı her Türk insanına Türk Milliyetçiliğini en şuurlu
biçimde vererek İslam iman ve inancını tüm duruluğu ile öğreterek mensuplarını
sevgi, iman ve disiplin içinde milli ülkü ve hedefler doğrultusunda yetiştiren,
kaynaştıran, bizim dışımızda bulunanları bile bize imrendiren iman kaleleri
durumundadır.
İhmal edilen, hor görülen, unutulan, istismar edilen, daima aldatılan, aydınının
yöneticilerinin, siyaset bezirgânlarının ihanetine uğrayan ümitsizliğe, karamsarlığa
sürüklenen, yoksulluğa çaresizliğe sevk edilen inançsızlık batağına sürüklenmek
istenen Türk insanı Cenab-ı Allah’ın izni siz yiğit, fedakar, imanlı ülküdaşlarımızın
gayretiyle Ülkü Ocaklarımızdan alacağı milli terbiye, mücadele azmi iç disiplin ve
heyecanla bütün karanlıkları yenecek yeni güçlü bir Türkiye’nin inşası için, adaletli
bir nizamın tesisi için büyük yarınlar için ülkücü evlatlarının yanında onlarla omuz
omuza seferber olacaktır.
Aşırı sol’un, sahtekarların, düzenbazların, emperyalist uşaklarının,
demagogların, şarlatanların gelip geçici başarıları bizi yıldıramayacaktır.
Daima kendilerine layık olmak için çalıştığımız aziz şehitlerimizin vatan
semalarında ecdad ruhlarıyla buluşan mübarek ruhları bizlere manevi destek olacak
ülkümüz için döktükleri mübarek kanları yolumuza ışık tutacaktır. Bayrağı elden,
Allah’ı dilden, imanı gönülden çıkarmayanlar sonunda mutlaka zafere ulaşır.
Size ve şahsınıza Andırın’daki bütün dostlarımıza bir gönül dolusu selamlarımı,
saygılarımı bildirir Cenab-ı Allah’tan ülkücü mücadelenizde başarılar, hayırlar niyaz
ederim.
Gözlerinden öperim yiğit Gardaşım.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE TÜRKÜ YÜCELTSİN

Efendi BARUTÇUBarutçu
İMZA

6

*Bu mektup nasib olursa ileride yayınlayacağımız “ Mahbesten Mektuplar”
kitabımızda yer alacak mektuplardan biridir.
Mektubu tam 41 yıl önce tutuklu bulunduğum Eskişehir cezaevinden
Kahramanmaraş Andırın’lı ülküdaşım, kardeşim ve Bursa eğitim enstitüsünden okul
arkadaşım değerli Celal Gök beyin şahsında genç ülküdaşlarıma hitaben yazmıştım.
Aynı coşku, ümit ve heyecanla yine genç ülküdaşlarım için yayınlıyorum.
Türkiye’nin dört bir köşesinde uzun yıllar öğretmenlik yaparak milletimize ve genç
nesillere çok hayırlı hizmetler yapan Celal Gök kardeşimede -uzun süredir muzdarip
olduğu rahatsızlığından dolayı- acil şifalar diliyorum. 41 yıldır eksilmeyen dostluk,
kardeşlik, ülküdaşlık duygularıyla dopdolu selam sevgi ve saygılarımı bildiriyorum.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

sex hikayeleri