Karizma Haber

Devlet Yönetimi:

Devlet Yönetimi:
Abdullah Şalcı
Abdullah Şalcı( abdullahsalc@gmail.com )
Öğretmen, emekli liman başkanı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Mezunu
143
14 Eylül 2020 - 0:35

 

Devlet yönetimi veri elde etmek ve verileri doğru kullanmakla mümkündür.
Kesinlikle devlet elinde bulundurduğu verilerden emindir.
Maddi verileri devlet İstatisik kurumu vasıtası ile elde eder.
Devlet siyasi maksatlı nüfus kaydırma işini onaylamaz.
Çünkü bu istatistiki bilgileri yanıltır.
İstatistiği bilgileriniz yanlışsa, planlamalarınızın tümüde yanlış olacaktır.
Halen Türkiye’de bu verilerin ve sayımların toplanma merkezi olarak Türkiye İstatistik Kurumudur.
Sadece bir örnek vererek kurum bilgilerinin doğru olmadığını ifâde edeceğim.
Benimde nüfusuna kayıtlı olduğum Ordu İline büyükşehir olması sırasında organize bir şekilde ciddi oranda nüfus kaydırılmıştır.

Devlet doğru tutuğu verilerle planlama yapar.
Türkiye’de 2011 yılına kadar bu maksata yönelik Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) görev yapmıştır.
DPT 5kim 1960 tarihinde kuruldu. Devletin ekonomik, sosyal ve kültürel amaçlarının belirlenmesinde hükümete danışmanlık yapmaktaydı. Hükümetçe belirlenen amaçları gerçekleştirmek için kalkınma planları ve yıllık planlar hazırlardı.
Teşkilat 2011 yılında Kalkınma Bakanlığı olarak yeniden organize edildi.
2018 yılında Kalkınma Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü birleştirilerek Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Strateji ve Bütçe Başkanlığı oluşturuldu.

En önemlisi de şu!
Türkiye İstatistik Kurumu ve DPT’nin görevi Kalkınma Ajanslarına verildi.
Kalkınma Ajanslarına siyasî torpillerle alınan yüksek maaşlı kerameti kendinden menkul, burnundan kıl aldırmayan personel;
Veri toplayıp, planlama yapma yerine!
İdarenin ve siyasetin almış olduğu yanlış doğru her kararın gerekçesini oluşturma yoluna gittiler.

Şimdi günümüzün acil konusuna dönmek istiyorum.
Covid19 Dünyayı ve Ülkemizi zorluyor.
Insanoğlu perişan.
Türkiye’de altı doldurulamayan bir bilim kurulu var.
Türk Milleti bilim kuruluna güvenmiyor.
Daha kötüsü idarede güvenmiyor ki farklı kararlar alabiliyorlar.

Beğenilmeyen Cumhuriyeti kuranlar daha ilk yıllarda salgınlarla ilgili bilim yuvası oluşturmuşlardı.
‘Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı veya Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü Türkiye’de yaşayan halkın sağlığının korunması amacıyla temel laboratuvar hizmetleri yürütmek için kurulmuş Ankara’da bulunan bir ulusal referans laboratuvarı idi.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Müessesesi 27 Mayıs 1928 tarihinde kurulmuştur. 02/11/2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile kapatılmıştır.

Görevde bulunduğu süre zarfında kurumda gerçekleştirilen çeşitli ilklerden bazıları şunlardır:

1931: Ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üretimi.

1932: Serum üretiminin ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi sonucu, dışarıdan serum ithali durduruldu.

1933: Simple Metodu ile kuduz aşısı üretimi.

1934: İstanbul Aşıhanesi’nin enstitü bünyesine nakli ve çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi.

1942: Tifüs aşısı ve akrep serumu üretimi.

1948: Boğmaca aşısı üretimi. İnfluenza virüsü, New-Castle virüsü ve tavuk vebası üzerine araştırmaların başlaması.

1950: İnfluenza Laboratuvarı’nın Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanınması, influenza aşısı üretimi.

1958: Frenginin modern yöntemlerle teşhisi.

1965: Kuru çiçek aşısı üretimi.

1970: Fibrinojen, albumin ve gamma globulin üretimi.

1983: Kuru BCG aşısı üretimi.

1987: AIDS Araştırma ve Doğrulama Merkezi’nin açılması.

1992: Kan ürünlerinin viral inaktivasyonu.

Şimdi sormak istiyorum!

1-Sizce DPT’nin karşılığı yandaşların arpalıgına dönüşen kalkınma ajansları mı?
2-Hıfzıssıhha Enstitüsünün görevini Ensar Vakfı yada İlim Yayma Cemiyeti yapabilir mi?

Hani derler ya!
‘Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.’

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Süperbetin yeni adresi