Karizma Haber

GÜN SAZAK BİR ŞEHİDİN YOLCULUĞU-2

GÜN SAZAK BİR ŞEHİDİN YOLCULUĞU-2
Efendi Barutçu
Efendi Barutçu( ebarutcu@gmail.com )
242
27 Mayıs 2020 - 9:56

 

Efendi BARUTÇU 27.05.2020

Toprak Adamı, İş Adamı, İttihatçı ve Kuva-yi Milliyeci Emin Bey

Hacı Abdurrahman Ağa’nın oğlu Emin 1882 yılında doğmuş. 4-5 yaşlarındayken Kur’an okumayı öğrenir ve hatim indirir. 5-6 yaşlarındayken yazı yazmadaki hüneriyle herkesi şaşırtmaktadır. 1890 yılında Kuyucak Medresesi’ne, 1894 yılında 12 yaşında İstanbul’a, Fatih Medresesi’nin çocuk bölümüne gönderilmiştir. Abdurrahman Ağa oğlunu hiçbir işten uzak tutmaz, hayat mücadelesine, hayatın her türlü zorluklarına karşı dayanıklı olarak yetiştirir. Bu durumdan Emin bey daima şükranla söz eder. 

Fatih Medresesi’nde ilk yıl, 300 öğrenci arasında 1. Olur. Yaz tatilini köyde geçirir. Medresede ikinci yıl biraz gevşemiş, ilk hevesi kalmamıştır. 

Artık medrese ile çağdaş mektepleri mukayese etmeye başlar. Mülkiyede okumak hevesine kapılır. İyi bir eğitim görmenin, yabancı dil öğrenmenin, memur, mutasarrıf, vali olmanın yolu bu mektepten geçmektedir. Büyük adam olup, büyük hizmetler yapmak, böyle anılan bir isim sahibi olmak hayallerine kendini kaptırır. Abdurrahman Ağa, oğlunun Mülkiyeye girme hevesini başlangıçta desteklese de sonra bir hocanın telkiniyle vazgeçer. Emin de medreseye devam etmeyeceğini söyleyerek köye döner.

Köyüne medrese yaptırmış olan Abdurrahman Ağa da zamanla bu gerçeği fark eder, 1909 yılında Ankara valisi Tevfik beyle görüşerek köye okul yaptıracağını, valilin de öğretmen tayin etmesini ister ve bunu sağlar. 

Bıçkın Bir Delikanlı

Emin 16-17 yaşlarına gelince artık dünyaya meydan okuyan delikanlılardan biri kesilir. Kendisine yapılan küçük bir sataşmaya karşı kavgaya girişmeye hazırdır. Kavgada bıçak ve tabanca çekmek, onun için sıradan işlerdir. Bir halk deyimi Emin’in kulağında yer etmiştir:

“Tüfeği olana taş atmazlar.”

Bu hali 5-6 yıl devam edecek ve babası Abdurrahman Ağa’ya zaman zaman sıkıntılar yaşatacaktır. 

Köylerinden İsmail çavuşu trende bıçaklamadıktan 2 yıl sonra İsmail çavuş hastalanır, İstanbul’da bir başka hastalıktan vefat eder.  Emin’i çekemeyenler şikayetçi olur. Tutuklanır, hapishaneye girer. Sonra gerçek anlaşılır. Bu 2 aylık mahpusluk hayatı halini tavrını çok değiştirir; ağırbaşlı, akıllı, uslu, uzlaşmacı, etrafına saygılı bir genç adam havasına bürünür. Bu yıllarda Abdurrahman Ağa, Ermeni Tonisyanlar veya Karabetler’den aldığı borç paralarla çılgınca toprak satın almaya devam etmektedir. O borcuna sadık, sözünün eri bir insandır. 

Emin yaşı büyüdükçe olayları ve bu sömürme çarkını daha iyi kavramaktadır. Ermeni tefecileri uğursuz görmeye başlamıştır. 

1904 yılında Emin’le kardeşi Habip’in düğünleri yapılır. Emin Saray’lı Mehmet Ağa’nın kızı Zeliha ile, Habip de onun kardeşi Fatma ile evlenmektedir. 

Mihalıççık’ta Meşrutiyet:

Genç İttihatçı

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Süperbetin yeni adresi